Doğru
Sayfa 2 Toplam 4 Sayfadan BirinciBirinci 1234 SonuncuSonuncu
Toplam 36 adet sonuctan sayfa basi 11 ile 20 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Havas ilmi Nedir

  1. #11
    Havascı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.Nisan.2010
    Mesajlar
    464
    Konular
    94
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Doğru
    Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir. Şimdi bunu sana biraz daha açayım şöyle ki; sözleri ruhsuz bedenler olarak düşün yani cansız cesetlerin hali olarak işte bu cesetlere ruh vermek sözlerin insan dilinden kelam olarak çıkmasıdır. Ama bu çıkışın mertebeleri ve kudretleri farklı farklıdır. Buna da kelam ilmi derler. Eğer sen hakkıyla dilden çıkan sözlere ruh yüklersen bu durum mecazi anlamdadır. Bu yükleyişle onu kudretlendirebilirsen o kelamla amaçladığın etkiyi hemen elde edersin. Çünkü kudretlenmiş ruhlar yani yüklenmiş sözler etki sahibidirler ve etkileyici olmasının yanında etkileyicileri de harekete geçirendirler.

  2. #12
    Havascı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.Nisan.2010
    Mesajlar
    464
    Konular
    94
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Havas İlminin Alanı

    Havas ilmi genel kanıdaki düşüncelere rağmen sadece harflerin ve sayıların, esmaların veya ayetlerin sırlarından, hikmetlerinden faydalanılarak çeşitli etkiler elde etmek için esmanın veya ayetin kendisi ya da vefki ve bunlara bağlı harf ve sayılar ile tılsımlar kullanılarak ve bu sistem üzerine kurulmuş basit bir ilim veya ilmin metodu değildir. Bu ilimlerin kendisine has özellikleri ve konuları vardır, bu ilmin kendisi ve lisanı evrenseldir. Bu ilimler ruh ve madde ile canlı ve cansız ile harfler ve rakamlar ile yıldız ve burçlar ile nebulalar ve galaksiler ile ses ve renk dalgaları ile kısaca kainatta daha genişi evrende her şeyle bağlantılıdır.

    Bu ilim asırlardır gelmiş geçmiş alimlerin ve ulemanın bir sır gibi gizlediği ve açıkça öğretmediği ve öğretmekten de çekindiği vebal altında kalmaktan korktuğu ilimlerdendir. Bu ilimler de başarılı olmanın ve zarar görmeden ilerlemenin bazı şart ve usulleri vardır. Havas ilmini bilmek ve öğrenmek için önceden bilinmesi gereken kurallar ve önemli noktaları sırası gelince özet olarak anlatmağa çalışacağız, ama bundan önce bilinmesi gereken bu ilim yıldızlar ilminden bilinen veya bilinmeyen sırlarla alemi semalardan gelmiştir. Bu ilim insanlardan önce yani arz oluşmazdan evvel ruhani alemlerde mele küt ve cinler aleminde bilinen ve kullanılan birçok gizlilikleri, esrarı ve acayipliği içinde gizlemiştir.

    Yaşamış olduğumuz bu maddi alemin yasaları ve fiziksel oluşumları manevi alemlerin etki ve yasalarıyla meydana gelmektedir. Bu ilmin kullanılışı melekler ve cinlerden sonra çok eski kavimler ve uygarlıklar tarafından kullanılmıştır bu manevi yasaları öğrenip etkilerine göre gerektiği şekilde uygulamışlardır. İnsanlar bu bilgileri çok çeşitli yollardan elde etmişlerdir. Hatta kimilerine göre mana aleminden gelen varlık veya varlıklar bazı insanlara bu ilmi ve kullanma metodunu öğretmişlerdir. Bu anlattığıma örnek; Bakara süresi 102. ayetinde olan Harut ve Marut isimli iki meleği örnek olarak verebiliriz.

    Gerek ruhani varlıklar veya cinlerin bildiği kelamlar, bizzat insanlar için indirilmiş kutsal kelamları veya esmaları gizlemek ya da rumuzlamak amacıyla çeşitli şekiller, çizgiler veya tılsımlardan oluşan birtakım sayılarla sembolleşen vefkler ve tılsımlar oluşturulmuştur. Bazen de sırf sayılar kullanılarak bu ilim de çok çeşitliliklerle beraber çelişkiler de görülmektedir. Zıtlık veya yanlışlıklar ise bu ilimler kaynağından öğrenilmeyip kolaycılık (Kopyacılık) yolu seçilmiştir. Günümüzdeki kitaplar da görülen veya kullanılan tılsımlar yanlış zaman veya yanlış mekanlar da şart ve kaidelerine riayet edilmeden yazılıp hazırlandığından yapılan bir işin çoğu zaman neticeye ulaşmadığını görürüz. Bir de işi karıştıran esas mesele bu tılsım, sembol veya yazıların ilahi isimler ve semboller olmayıp cinler, periler veya ruhani varlık isimlerinden olduğu ibarettir. Veya çok daha iyisi melek üt aleminden bir melek ismi olduğudur. Dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de şudur: Tılsım yazarken eskilerin kullandıkları diller ve yazılar çok eski kavimlerin dillerine göre yazıldığı için günümüze gelene kadar bir çoğu unutulmuş bir çokları da tahribatlara uğratılmıştır. Bu uygarlıklara ve dillere örnek olarak Mu uygarlığı Atlantis kavimleri ve eski kipti ırkı ile eski İbranice,eski Süryanice ve eski Arapça nın bazı lehçeleri ve eski Mısır yazıları, lehçeleri ve alfabeleri ki; bugün bunların bir çoğu unutulmuştur. Ve daha sonra esma ve ayetlerin manevi etkisini kullanma halidir ki; bu da bazı şartlara bağlıdır... Bunlar da özet olarak esma ve ayetlerin anlam ve etkilerinin kudretini bilmektir. Bu halde kendi içinde guruplamaktır. Bunları da şöyle özetleyelim; esma veya ayetin bilinen anlamının yanında bir de batını (gizli) anlamları vardır. Bunlar etki olarak farklı sonuçlar verirler ve sen bilmelisin ki; Kur’an –ı Kerim’in anlamının anahtarını yüce Allah (c.c.) peygamberleri ve onun evliya kullarına ve rahmani olan meleklere lütfetmiştir.


    Bu Konu hakkında arastırma yaparken bazı gercekleride göz ardı etmemek lazım bunlardan en önemlisi olan Al-i İmran Suresi 7 . ayet Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek payeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

  3. #13
    Hayallerin Ötesinde
    Üyelik tarihi
    08.Ocak.2010
    Mesajlar
    2,473
    Konular
    155
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Havas İlminin Şartları ve Yapılışı

    Bu ilmin şartları Ulemaların temel kaideleri üzerine kurulmuş olup, bu şartlara uyulmazsa yapılan ameller gerçekleşmez.

    İlk olarak şunu kesinlikle belirtelim ki;

    İSLAM'A VE KURAN-I KERİM'E VE PEYGAMBERİMİZ HZ. MUHAMMED'E (s.a.v) İMAN NURUNDAN, İRFANDAN UZAKLAŞMIŞ, ALLAH C.C DOSTLARININ ÖNEMİNİ BİLMEYEN TASAVVUFU BİR FELSEFE OLARAK GÖREN, HER ŞEYİ MADDE PLANINDA GÖRÜP ONA GÖRE ÖLÇÜP BİÇMEYE ÇALIŞAN DOĞULU VE BATILI MÜSTEŞRİKLERİN VE FELSEFECİ METAFİZİKÇİLERİN KENDİ KIT ANLAYIŞLARINA GÖRE UYDURDUKLARI TANIM VE KURALLARA TABİİ OLMUŞ KİŞİLERİN HAVAS İLMİNDEN YANA HİÇ BİR NASİPLERİ YOKTUR VE OLAMAZDA...BU KİŞİLER OLSA OLSA İSTİDRAC KAPISINDAN İÇERİ GİRMİŞ KENDİNİ BİLMEZ ZAVALLILARDIR...

    Allah Teala'nın sırlarından önemli bir kısmı ; harflerinde, isimlerinde ve Ayeti Kerimelerinde olup, bu sırları da Salih kullarına ihsan eder. Nitekim Allah c.c. Kuran-ı Kerimde mümin Suresinin 60. Ayeti Kerime sinde şöyle buyurur:

    Bismillâhirrahmânirrahîm. Udûnî istecib leküm. (Bana ibadet ve dua edin ki, karşılığını vereyim).

    Bu Havas ilmiyle amel etmenin bazı şartları olup, bu şartlar yerine getirilmediği sürece yapılan bir amel asla gerçekleşmez.En az 7 şartın yerine getirilmesi lazımdır...! Bu mübarek ilmin şartları da şöyledir:
    1. Kesin karar

    Yapacağın bir amelden hiçbir zaman şüphe etmemek. Çünkü şüphe yapılan bir ameli bozar. Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

    Üdullâhe ve entüm mûkinûne bil icâbeh. (Allah'a c.c dua ederken kabul olacağına inanarak dua ediniz).
    Bu hadisi şerife uyarak, imanı kamil ile amele başlamak ve kalben inanarak Allah'a (Celle Celalüh) yönelmelidir.
    2. Sabır etmek

    Bıkmadan, yorulmadan, usanmadan, tam sabır ve rabıta ile başlamış olduğun işin muvaffakiyetle neticelenmesine kadar devam etmelidir. Allah Teala hazretleri Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmuştur:

    Yâ eyyühellezîne âmenus birû ve sâbirû ve râbitû vette kullâhe lealleküm tüflihûn. (Ey İman edenler! Sabredin ve sabırlı olma yarışında ileri geçin ve bütün varlığınızla Allah c.c. a bağlanınız. Ve Allah'tan korkun ki, kurtuluşa erişesiniz. Sure-i Al-i İmran, Ayet 200).
    Çünkü çalışan amacına ulaşır ve her çalışanında bir nasibi vardır. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

    Men sabera zafera. (Sabır eden zafer bulur).
    3. Sır saklamak

    Ne yapacağını ne okuduğunu veya üzerinde çalıştığın bir işi hiç kimseye söylememek ve sezdirmemek lazımdır. Hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur:

    İsteînû alâ kadâi havâyiciküm bil kitmân. (Hacetlerinizin husule gelmesi için, sırrınızı saklamakla yardımcı olunuz).
    Ameli tenha ve kimsenin görmediği bir mahalde yapmak. Hiç kimseyede şöyle böyle yaptım yahut da şunları bunları yaparım deme! Hazreti Ömer r.a. efendimizin; "Sırrını saklayan kendinden emin olur" sözü meşhurdur.
    4. Müttaki olmak

    Elden geldiğince Manevi yolda yükselmek ve başarıya ulaşmak takva ile olur ki, Cenab-ı Hak, Taha Suresi'nin 132. Ayeti Kerimesinde:

    Vel âkibetü littakvâ. (Güzel akıbet takva ile elde edilir).
    diye buyurmuştur. Bunlarda haram yememek, helal yiyip içmek, gıybetten kaçınmak ve gıybet etmemek, yalan söylememek, sıdka ve nasihate önem vermek, kötü gözle bakmamak, insanlara eziyet etmemek ve eziyete dayanmak, insanlara şefkat ve merhametle bakmaktır.
    5. Acele etmemek

    Yapacağın bir ameli acele etmeden huzuru kalp ile yapmak, zihnindeki bütün düşüncelerden (Aile, mal, sevinç, korku, üzüntü vb.) uzak olup, kuvvetini himmetini, iradeni ve arzunu bir noktada topla ki, muradın hasıl olsun. Yaptığın işi severek ve isteyerek yap. Alelade baştan savma yapılan işlerden hayır gelmez.
    6. Temiz olmak

    Devamlı taharet üzere olmalı, bedenin, elbisen ve olduğun yer, hele hele kalbinin temizliğine çok dikkat et.
    7. İcazetli Olmak

    Bu işi yapan kişinin gerçek bir evliyadan, ilmi ledünde tasarruf sahibi bir Allah c.c dostundan icazetli (İzinli) olması şarttır (MEDYUM, BABA OCAĞI, CİNCİLERDEN vs... İCAZET ALINAMAZ; ÇÜNKÜ ONLARIN KENDİLERİNE HAYRI YOKTUR). İcazetsiz kişi babasız çocuk gibidir. Yani manevi devletin arkanda olması şarttır yoksa HEM YAPTIĞIN İŞ NETİCELENMEZ HEM DE İBLİSLERİN ELİNE DÜŞER YEM OLURSUN NEUZUBİLLAH, ALLAH C.C KORUSUN
    8. Teşhis etmek

    Bir kimseye şeriat edepleri dahilinde muhabbet, celp, tefrik, taslit, irsali hatif, davet, hastalandırmak (ZULÜM İÇİN DEĞİL ZALİME HADDİNİ BİLDİRMEK İÇİNDİR AKSİ HALDE YAPANA AĞIR DİYET ÖDETİRLER), hastayı iyileştirmek veya buna benzer ameller yapmak istediğin zaman o kişinin rengini, suretini, boyunun uzunluğu ve kısalığını yaşlı veya genç olduğunu teşhis (Tanımak) edersin. Şayet bunları bilmiyorsan, o kişinin annesi ismiyle yazarsın. Annesinin ismini de bilmiyorsan Havva olarak kabul eder ve yazarsın. Teşhis isim vermekten daha tesirli olup, daha da tesirlisi teşhis ve isimleri beraber kullanmaktır.
    9. Riyazetli olmak, GEREKİRSE ORUÇLU OLMAK

    Hayvan eti ve hayvandan çıkan süt, bal, yumurta ayrıca soğan, sarımsak veya bunlara benzer kokusu kötü olan gıdalar yememek, midenin de boş veyahut da gereğinden fazla tıka basa tok olmaması lazımdır.
    10. Himmetli olmak

    Yüce şeyleri sefil işler için alet etme! Zira Hak Teala hazretleri Bakara Suresi'nin 41. Ayeti Kerimesinde şöyle buyurmuştur:

    Velâ teşterû bi âyâtî semenen kalîlâ. (Benim Ayetlerimi az bir bahaya satmayın).
    Allah Teala'nın Ayetlerini kötü işlerde ve kötü niyetlerde kullanmayınız!
    11. Amel zamanını bilmek

    Yapılacak amelin gününü ve saatini iyi tayin edip, gezegenlerin özelliklerine göre yapmak, gerekli tütsü ve drogları. Ayrıca amel günü menkut (Noktalanmış) gün olmamalıdır. Her Arabi ayın, 3. 5. 13. 16. 21 . 24. ve 25. günleri menkut günlerdir. Hayırlı amellerini bu menkut olan günlerde yapma! Hayırlı ameller Kamerin nurunun ziyade olduğu günlerde, şer ameller ise Kamerin muhaka olduğu (Her Arabi ayın son üç gecesi) günlerde yapılır.
    12. Kıbleye yönelmek

    Bir amel yaparken kıbleye doğru yönelerek yazmak. Yazıları aslına göre düzenlemek ve yerine koymak. Yazılan isim veya Ayeti Kerime ise geride olan bir kelimeyi veyahut da harfi öne, önde olan bir kelimeyi veya harfi de geriye almamalıdır. Ayrıca yazınında çok güzel olması lazımdır. Yazılan vefk ise vefkin hane sırasına göre rakam veya harfleri yerine koymak, rakamları veya harfleri güzel yazmak ve vefkin hanelerini eşit olarak çizmek lazımdır.
    13. Salavat-ı şerife getirmek

    Her amelden önce ve sonra Hazreti Muhammed (s.a.v.) e Salavat-ı şerife getirmek. Peygamber efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmuştur:

    Edduâ beynes salâteyni aleyye lâ yüraddü. (İki salavat arasında yapılan dua geri çevrilmez).
    Şu mübarek Salavat-ı şerife çok faziletlidir:

    Allâhümme salli alâ seyyidinâ ve Mevlânâ Muhammed in nebiyyi ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim. Adede halkıke ve ridâe nefsike vezinete arşike ve midâde kelimâtik.
    14. İstihare

    Her amelden önce İstihare yaparsan, yapacağın işte basiretli olursun. İstiharenin yapılışı şöyledir: İki rekat namaz kılarsın. Birinci rekatta Fatiha ile Kafurun suresini, ikinci rekatta Fatiha ile İhlas suresini okuyup, selam verdikten sonra, şu İstihare duasını 3, 5, veya 7 defa okursun. Okunacak İstihare duası budur:

    Allâhümme innî estehîrüke bi ilmike ve estakdirüke bi kudretike ve eselüke min fadlikel azîm. En tübeyyene lî âkibeti emrî (fişşey-i el fülani ve yezküru haceti) Parantez içindeki yazılı ibarede hacet her ne ise içinden geçirirsin. Fein kâne hayran fe eşrahlehü sadrî ve veffiknî li amelihi ve in kâne şerran fasrifhü annî vasrifnî anhü inneke alâ külli şeyin kadîr.

    Kalbinde ferahlık ve huzur bulursan yapacağın ameli başaracağına ve de muradına ereceğine inanarak yaparsın. Şayet ruhun daralırsa bırakırsın. Israr edersen senin zararına olur. İstihare tam uyanık bir şekilde ve kalpten Allah Teala'nın kudretine inanarak olmalıdır. Çünkü gerçekleri ve akibeti bilen yalnız O'dur.
    15. Ruhanileri hakir (AŞAĞILIK) işlerde kullanmamak

    Ruhanileri hakir ameller için kullanmak istersen, onlara hakaret etmiş ve aşağılamış olursun. Ruhaniler şeriata göre hareket ettiklerinden dolayı şüpheli olan hiçbir ameli yapmazlar. Onları şeriata aykırı olan işlerde sakın kullanmaya kalkma YOKSA MADDİ VE MANEVİ AĞIR DİYET ÖDETİRLER! Ayrıca istenen her olur olmaz haceti de Ruhanilere sorma!
    16. Azimetleri ezberlemek

    Ruhaniyetlere okuyacağın Azimetleri de çok iyi ezberlemeli ve okurken orijinal Kuran Diliyle okumalıdır aksi halde anlamları ve manevi etkisi tersine döner ve zarardan, şeytanları başınıza toplayıp kendinize, ailenize musallat etmekten başka bir şey elde edemezsiniz... Azimeti kitaptan veya levha üzerinden okumak yeterli değildir. Çünkü kalbin yazı ile iştigal olup, gerekli olan huşu gider. Buda erkanların en gereklisi olan teveccühü ortadan kaldırır.
    17. Amelin yapılışı

    Yapacağın bir amelde levha üzerine yazman gerekirse, yazıyı demirden bir mil ile levha üzerine nakşedersin. Kağıt veya deri üzerine ise kamış ile yazarsın. Kamışın ucunu yontacağın zaman üç defa:

    Âhin, deyip Talak Suresi'nin 3. Ayeti Kerimesi olan şu Ayeti Kerime'yi:

    Ve men yetevekkel alellâhi fe hüve hasbühü innallâhe bâliğu emrihi kad cealallâhü li külli şeyin kadrâ.
    okursun. Kamışın ucunu kestikten sonra kamışı eline alıp:

    Kataatü kalemî li ecli ameli kezâ ve kezâ.
    dersin. Maksadın her ne ise onu söylersin. Bu şartlardan sonra Ebced hesabını, yirmi sekiz 28 harfin anasırını, harflerin nurani ve zülmanisini, anasırın tabiatlarını, birbirine dost ve düşmanlığını, gezegenlerin özelliklerini, dost ve düşmanlığını, harflerini, buhurlarını, ayrıca said ile nahıslığını, sonra burçların özelliklerini, dost ve düşmanlığını, kamerin menzillerini, kamerin hangi burçta bulunduğunu, güneşin hangi burçta olduğunu bilmelisin ki vakitlerin sırları zuhur etsin

  4. #14
    ÜYE suskun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.Ocak.2010
    Mesajlar
    182
    Konular
    0
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    çok aydınlatıcı bilgiler veriyorsunuz benimde katkım olsun

    ŞER’İ TEVESSÜLÜN Şartları

    Havas ilminde ; Peygamberleri a.s ,Allah c.c dostlarını r.a istenilen şey için vesile kılarken ve ruhanileri çağırıp onlardan bir şey isterken aşağıdaki şartlar dahilinde olması şarttır.Okunan dua veya azimetin manasının bilinmesi bu açıdan çok önemlidir yoksa bilmeden kaş yapayım derken göz çıkarılması an meselesidir aman dikkat...

    “İnsanların çoğu tevessülün hakikatini anlamakta hata etmektedirler. Bu nedenle doğru bir tevessülün anlaşılması gereken şeklini açıklayacağız. Bu konuya girmeden bu doğruları belirtelim;

    Birincisi;

    Niyetin mutlaka edeb dışı bir şey olmamasıdır ve Muhakkak ki tevessül duanın yollarından sadece biridir, Allah Sübhanehu ve Teala’ya yönelmenin / teveccühün kapılarından bir kapıdır. Hakiki ve asıl maksat sadece Allah Sübhanehü ve Teala’dır. Kendisi vesile yapılan kişi sadece Allah Sübhanehu ve Teala’ ya yaklaşmak için vasıta ve vesiledir. Kim bunun dışında bir şekilde inanırsa şirk koşmuş olur.

    İkincisi;

    Bu vasıta ile tevessül yapan kişi tevessülü ona olan muhabbeti ve onu Allah Sübhanehü ve Teala’nın o vasıtayı (aracıyı) sevdiğine inandığı içindir. Şayet bunun zıttı o kişide ortaya çıksa tevessül yapan kişi o vasıtadan en uzak olan olanı ve onun bu hallerini çirkin görmekle insanların ona karşı en şiddetlisi kesilir.

    Üçüncüsü;

    Şayet tevessül yapan kişi / mütevessil, kendisini Allah Teala’ya vesile kıldığı kişinin Allah Teala gibi veya ondan düşük bir durumda kendi başına fayda ve zarar vereceğine inansa şirke girer.

    Dördüncüsü;

    Tevessül (dini açıdan illa da) lazım /gerekli ve zaruri bir emir değildir. Duaya olan icabet de tevessüle bağlı değildir. Asıl olan Allah Teala’ya mutlak duadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “ Kullarım benden sana sorduklarında; ben onlara çok yakınım” “ Deki; İster Allah diye ister Rahman diye dua edin her ne ile dua ederseniz, güzel isimler onun içindir.”

    Beşincisi ;

    Ruhanileri çağırıp onlardan bir şey istemeden önce mutlaka yukarıdaki adaba uymalı ve onlarıda yaratanın ve o özellikleri kendilerine verenin Allah'u Teala c.c olduğunu asla unutmamalıdır. Bunun için azimet gibi bir şey okunacağı zaman evvela Fatiha ,İhlas , Salavatı usulüne göre okuyup Cenab-ı Allah'a c.c maruzatımız neyse duamızı etmeli ve o ruhanilerin bize bir vesile olarak yardımcı olmalarını da istemeliyiz çünkü bize ulaşan her nimet mutlaka bir vesileler ,sebebler dairesinde Allah'ın c.c izni ve inayetiyle ulaşır.
    Günlük hayatımızda da resmi yada gayri resmi bir işimiz olduğu zaman aynı edebi gözetmemiz şarttır.

    MESELA ;

    Nasıl resmi makamdaki bir görevliyle işimiz olduğunda ona muracat edip işimizin yapılması için talepte bulunuyorsak RUHANİLERLE olan irtibat sebebide bunun gibidir.Bunu şirkle karıştıranlar eğer dünya işlerinde de Allah'a c.c dua etmeden işleri için bir görüşme yapmaya gidip o işin yapılabilmesi için gerekli kişilerle görüşüp yalnız onlardan meded umuyorlarsa yani ;yukarıdaki TEVESSÜL şartlarına uymazlarsa asıl onların kendileri kendi iddalarına göre yine şirktedirler de haberleri yoktur...
    Kısacası Bu Konuların Maddi Manevi ,Ruhani yada Beşeri Diye Bir Ayırım Şekli Yoktur...

  5. #15
    Havascı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.Nisan.2010
    Mesajlar
    464
    Konular
    94
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Havas ilmine nail olabilmek
    İlim isteyene verilir.Öncelikle teslimiyet esastır.Gerçek anlamda teslim olmak ile tüm şüpheleri kalbinizden uzaklaştırır ve teslim olursunuz.Başlangıç için çeşitli zikr yolları vardır.Evvela belirli bir kademeye kadar Allah yolunda ilerlersiniz.Kademeler içinde en önemlileri salih bir mü'min olabilmek dahilinde olanlardır.Kesinlikle ruhunuzu Allah ın emrettiği biçimde terbiye etmiş olmanız gerekir.

    Haram yememek,mümkünse kaza namazı bırakmamak veya tamamlamak üzere başlamış ve devam ediyor olmak.Kuran ve sünnete tam bir riayet içerisinde yaşamak.

    Başlangıç aşamalarında riyazet şart değildir.Eğer Allah indinde emir ve yasaklara uyar tam bir niyetle tevbe eder ve uygun yaşar iseniz Havas istemeye hazır hale gelirsiniz.

    Bu ilim sabırla Allah tan talep edilen bir ilim olup ancak Allah ın dilemesi ile açılan bir "kalp gözü kapısıdır".Uzun zaman alabilecek bir yoldur.

    Havas a ilk adım basit bir süreç ama önemli bir adımla başlar.İlahi kapıyı çalmaya başlarsınız evvela.Kabul edilmek için ise oldukça ciddi bir çalışma gerekir.Zikrler ile başlarsınız.Riyazat ve berhetiyye ile bitirmeye çalışır yani O kapıdan içeri kabul edilmeye çalışırsınız.Ancak kabul edildiğinizde bu sırlara sahip olabilmeniz için uymanız gereken kurallara eğer uymazsanız bu seferde süreç tersine işlemeye başlar ve ciddi sıkıntılara düçar olabilirsiniz.

    Bu nedenle psikolojik sorunlarınız olmamalıdır.Ruh ve psikolojik yapınız güçlü ve sorunsuz olmalıdır.İyi bir çocukluğunuz hatta mümkünse iyi bir aile yapınız olmalıdır.Yani geçmişiniz çocukluğunuz kale gibi olmalıdır.

    Tutarlı ve istikrarlı olmalısınız.Ve aralıksız olarak artık bu yolda ilerlemelisiniz.Başlangıç adımı tam bir mü'min olmak,hazırlık adımı başlangıç giriş zikrleri,sonuç ise riyazat,az uyku,az yemek ve berhetiyye dir.


  6. #16
    Havascı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26.Nisan.2010
    Mesajlar
    464
    Konular
    94
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Cümel, Cifr, Sayı sembolizmi.

    Ebced veya Ebûced, Arap alfabesindeki harflerin kolaylıkla hatırda kalması için düzenlenen bir hârf dizisi ile bu harf dizisinin her birine tekabül eden bir rakam değeri sistemi ve diziyi oluşturan sekiz kelimenin ilkinin adıdır.

    Harflerin her birine 1'den 1000'e kadar matematik değerler verilmiştir.

    Bu sekiz temel kelime şöyledir: Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet, Sehaz, Dazığ

    Bu kelimeler aslında İbrânî, Ârâmî Süryâni alfabelerinin harfleriyle -sessiz harfleri dikkate alınarak aynıdır. Alfabe Araplara Nebatîler yoluyla gelmiştir. Sâmi alfabelerinin hemen tamamında bir rakam değeri olan harfler sistemi kullanılmıştır. Eski Ön Asya dillerinden Akadça ve Asurca'da bile bu değerler kullanılmıştır.

    Yalnız başlarına hiçbir anlamı olmayan ve sadece ezberleme işini kolaylaştıran bu sembolik sekiz kelimeden başka harflerin sırası ve bunların sayıları göstermekte kullanılmaları bakımından İbrânî ve Ârâmî dillerindekiyle aynıdır. Hemze'den, K'ya kadar olan harfler 1-100, son dokuzu da 200-1000 sayılarına delâlet eder. Yine bir başka eski sistemde aynı yazı şeklinde olan harfler biraraya getirilip her grubun ilk harfinden sonra o harfe benzeyen diğer harfler sıralanır. Meselâ,Te, Se, harfleri Beden sonra konulmuştur. Yalnız Lam;Vav, ve Ye, harfleri sona bırakılmıştır. Bu sıra Mağrib alfabesinde bugüne kadar muhafaza edilmiştir: Elif, Be, Te, Se, Ha, Cim, Hı, Dal, Zel, Rı, Ze, Tı, Zı, Kef, Lam, Mim, Nun, Sad, Dat, Ayın, Gayın, Fe, Kaf, Sin, Şın, Lam, Vav, Ye.

    Rakam değerli harf sistemi, çivi yazısının kullanıldığı döneme kadar inen bir tarihi kökene sahiptir. Bu da vahiyle ilgisi olmayan bir alana yayılmış olduğunu göstermektedir.

    Cürhümî alfabesi temeline dayanan Arapça harfler diğer Sâmi dillerinden farklı olarak sıralanmaktadır. Bu sıra İsmail (a.s.) zamanında ilk kez Arapça'ya uygulanmıştır. Sekiz kelimeden ibâret Ebced alfabesi yirmi sekiz harftir. Bunlara kolaylıkla öğrenilsin diye İslâmî bir kılıf giydirilmiştir. Meselâ:

    1. Ebced'in ilk altı kelimesi olan Ebced, Hevvez, Huttiy, Kelemen, Se'fes, Karaşet; Şuayb (a.s.)'ın kavminden altı askerin adıdır. Bunlar Medyen ülkesinin şahları olup, Kelemen, hepsinin büyüğüydü ve harfleri bu şahlar düzenlemişlerdi. Onlar, Medyen ve Eyke halkıyla birlikte helâk oldular.

    2. Harfler altı şeytanın adına göre düzenlenmiştir. Bu şeytanlardan korunmak için kelimelerin sonuna Fetebârekallahu bi ahseni'l Hâlikın ibaresi eklenmiştir

    3. Ebced kelimeleri haftanın günlerinin adıdır. Harflerin sırası gün adlarındaki sıraya göre düzenlenmiştir.

    Bu iddiaların hepsi de İsrailiyattan ibârettir ve uydurmadır. Ebced hesabını İslâm tarihinde ilk kez yahudiler yapmışlardır. Rasûlullah'a gelen bir grup yahudi Kur'an-ı Kerim'deki hurûf-ı mukattaa adı verilen Elif, Lâm, Mim, vb. harflerini Ebced'e göre değerlendirip, "İslâm ümmetinin ömrü, Elif: 1, Lâm: 30, Mim: 40 olarak toplam 70 veya 71 yıldır demişler; kendilerine hurûf-u mukattaa ile başlayan Kef, He, Ye, Ayn, Sad, gibi diğer ayetler hatırlatılınca önce hesap etmeye başlamışlar, sonra bu işin altından çıkamamış, zihinleri karışmış, rezil olmuşlardır. Ashab ve Rasûlullah (s.a.s.) onların bu çocukça hesap işine gülmüşlerdir.

    Bazı âlimlerin de yalnız fonetik fizyolojisi ilkelerine göre tanzim edilmiş bir alfabe sistemi vardır. Bu sistemde gırtlak sesleri ile arka damak sesleri başta gelir ve ağız önünden çıkarılan sesler ile dudak sesleri sona bırakılmıştır. Halil b. Ahmed'in Kitâbü'l Âyn'ında sıra şöyledir:

    (ayn-ha-lamelif-gayn-gaf-kef-şın-sad-dad-sin-ra-tı-dal-te-zı-zel-se-ra-lam-nun-fe-be-mim-vav-elif-ye)

    Bu sıra el-Ezherî'nin Tehzibinde ve İbn Sîde'nin el-Muhkeminde de aynıdır.

    Hvaş erbâbı harflerin âdedlere delâlet etmek özelliğine dayânarak eski devirlerde Ebced vb. kelimeleri büyü ve sihirde kullanmışlardır. Bu sistemde Elif'ten Ğayın'a kadar her harfe bir tanrı adı ile tabii kuvvetler tekâbül eder. Bir taraftan aded ile harf arasındaki bu ilişkiler diğer yandan bunlara tekâbül eden timsaller sayesinde amelî bir sır sistemi geliştirdiklerine inanmışlardır. Meselâ, efsun ve muskacılıkta, harflerin adedi değerlerine göre toplanır ve bu toplamın cinler âlemi ile ilişkisi bulunduğu kabul edilir. Bütün bunlar boş, şeytani uğraşıdan başka birşey değildir.

    Ebced hesabı Fars ve eski Türk edebiyatında tarih düşürmede de kullanılmıştır. Meselâ İstanbul'un Fetih tarihi için Kur'ân-ı Kerîm'den "Âherûn" kelimesi düşürülmüştür. Bunların toplamı

    (elif+gayn+ra+vav+nun)=1+600+200+6+50=857

    çıkmaktadır ve bu tarih Hicri 857 (M. 1453) yılı olan fetih tarihidir. Aynı şekilde Elmalılı M. Hamdi Yazır, tefsirinde Molla Câmi'den naklederek Sebe sûresinin onbeşinci âyetindeki Beldetün Tayyibetün (iyi bir belde) ifadesi ile İstanbul'un fethinin kastedildiğini ve İstanbul'un fetih tarihinin (857 H. yılının) bu cümlenin ebcedi ile haber verildiğini yazmaktadır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, İstanbul 1936, V, 3956).

    Ayrıca şâir Fuzûli, Kanunî Sultan Süleyman'ın Bağdat'ı fetih tarihi olan 941 H. yılı için; Geldi burc-i evliyaya padişah-ı namdâr mısraını tarih düşmüştür. Yine Sultan Abdülmecid'in saltanata geçişine de Bir iki iki delik Abdülmecid oldu Melik mısrası ile tarih düşmüşlerdir.

    Hatta bazen halk arasında dolaşan ve Kur'an-ı Kerim'in şifa ile ilgili âyetlerinin ebced hesabına göre rakamların yazılıp bunlarla yapılan muskalar bulunmaktadır ki, bu rakamların şifa vereceğine inanmak küfürdür. Bu gibi hususlar Hz. Peygamber'in sünnetinde olmadığı gibi ashab, tâbiîn ve büyük imamların böyle bir şeye başvurmadıkları ilmen ve tarihen bilinen bir husustur. Ebced hesabına dayanarak ortaya çıkan Hurûfilik, bu işi Kur'ân ile fal bakmaya kadar götürmüştür. Bir devlet kuruluşu olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, devletin dinî anlayışını yansıtmak üzere 1960'larda yayımlanan ''Allah Bizimle adlı bir kitapçıkta Ebced hesabı ile Hz. Peygamber (s.a.s.) ile ilgili olan bir âyeti, 27 Mayıs 1960 askeri darbesine tarih düşürmeye çalışmıştır. Oysa bu hesaplar, bir İsrailiyyat uydurması olup İslâm ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

    Bütün hurûf-û hecâ denilen yirmi sekiz harfi içine alan Ebced harf tertibinde harflerin sayısal değerleri şöyledir:

    Ebced: Elif : 1, Ba : 2, Cim:3, Dal:4 Hevvez: He : 5, Vav : 6, Ze : 7 Hutti: Ha : 8, Tı : 9, Ya : 10 Kelemen: Kef : 20, Lam : 30, Mim : 40, Nun : 50 Se'fes: Sin : 60, Âyn : 70, Fe : 80, Sad : 90 Karaset: Kaf : 100, Rı : 200, Şın : 3002 Te : 400 Sehaz: Se 500, Hı: 600, Zel : 700, Dazığ: Dad : 800, Zı : 900, Ğaym 1000.

    Bugün ancak eski kitâbelerde ebced hesaplarına rastlanmaktadır. Arap harflerinin kutsal ve bâtıni bir ilim olan Cifr ile ilgili olan sayı sembolizminin Hz. Ali (k.s.) tarafından kodlandığı iddia edilir (S. Hüseyin Nasr, İslâm ve İlim, İstanbul 1988, Çev: İlhan Kutluer, s.77). Bunun uydurmadan başka birşey olmadığı açıktır.
    Konu Havascı tarafından (08.Eylül.2010 Saat 01:20 ) değiştirilmiştir.

  7. #17
    ÜYE suskun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.Ocak.2010
    Mesajlar
    182
    Konular
    0
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    BURÇLARIN ÖZELLİKLERİ

    1. Hamel (Koç) burcu: Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ateş ve gezegeni Merih ( Mars ) tir. Hamel burcunun cinsiyeti erkek madeni demir, günü Salı, gecesi Cumartesi ve buhuru ise Sandal dır. Dost burcu İkizler olup, düşman burcu yengeçtir. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Su dur.

    2. Sevr (Boğa) burcu: Bu burcun tabiatı kuru soğuk olup, anasırı toprak ve gezegeni Zühredir. (Venüs) Boğa burcunun cinsiyeti dişi, madeni bakır, günü Cuma, gecesi Salı olup, buhuru ise Lübandır. Dost burcu Yengeç, düşman burcu Aslandır. Tabiatı itibariyle düşmanı Havadır.

    3. Cevza (İkizler) burcu: Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı hava ve gezegeni Utarid ( Merkür ) dir. İkizler burcunun cinsiyeti erkek, madeni civa, günü Çarşamba, gecesi Pazar ve buhuru ise Mastakidir. Dost burcu Aslan olup, düşman burcu Balıktır. Tabiat itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan topraktır.

    4. Seretan (Yengeç) burcu: Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Su ve gezegeni Kamer (Ay) dir. Yengeç burcunun cinsiyeti dişi, madeni gümüş, günü Pazartesi, gecesi Cuma ve buhuru Misktir. Dost burcu Boğa olup, düşman burcu ise Hameldir. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Ateştir.

    5. Esed (Aslan) burcu: Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ateş ve gezegeni Şems (Güneş) dir. Aslan burcunun cinsiyeti erkek olup, madeni ise altındır. Günü Pazar, gecesi Perşembe ve buhuru Ud dur. Dost burcu İkizler olup, düşman burcu Boğadır. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Su dur.

    6. Sünbüle (Başak) burcu: Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Toprak ve gezegeni Utarid (Merkür) tir. Başak burcunun cinsiyeti dişi, madeni civa, günü Çarşamba, gecesi Pazar ve buhuru ise Mastakidir. Dost burcu Akrep, düşman burcu Yaydır. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Hava dır.

    7. Mizan (Terazi) burcu: Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı Hava ve gezegeni Zühre (Venüs) dir. Terazi burcunun cinsiyeti erkek, madeni bakır, günü Cuma, gecesi Salı ve buhuru Lübandır. Dost burcu Yay, düşman burcu Oğlaktır. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Toprak tır.

    8. Akreb (Akrep) burcu: Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Su ve gezegeni Merih (Mars) tir. Akrep burcunun cinsiyeti dişi, madeni demir, günü Salı, gecesi Cumartesi ve buhuru Sandaldır. Tabiatı itibariyle düşmanı Ateştir.

    9. Kavs (Yay) burcu: Bu burcun tabiatı kuru sıcak olup, anasırı ateş ve gezegeni Müşteri (Jüpiter) dir. Yay burcunun cinsiyeti erkek olup, madeni Kalay, günü Perşembe, gecesi Pazartesi ve buhuru Ladendir. Dost burcu Kova, düşman burcu Balıktır. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Su dur.

    10. Cedi (Oğlak) burcu: Bu burcun tabiatı kuru soğuk olup, anasırı Toprak ve gezegeni Zühal ( Satürn ) dir. Oğlak burcunun cinsiyeti dişi, madeni kurşun, günü Cumartesi, gecesi Çarşamba ve buhuru Harmeldir. Dost burcu Balık, düşman burcu Koçtur. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Havadır.

    11. Deliv (Kova) burcu: Bu burcun tabiatı nemli sıcak olup, anasırı Hava ve gezegeni Zühal ( Satürn ) dir. Kova burcunun cinsiyeti erkek, madeni Kurşun, günü Cumartesi, gecesi Çarşamba ve buhuru Harmel olup, dost burcu Balık, düşman burcu Akreptir. Tabiatı itibarıyla düşmanı dört unsurdan biri olan Toprak tır.

    12. Hut (Balık) burcu: Bu burcun tabiatı nemli soğuk olup, anasırı Su ve gezegeni Müşteri (Jüpiter) dir. Balık burcunun cinsiyeti dişi olup, madeni ise Kalaydır. Günü Perşembe, gecesi Pazartesi, buhuru ise Ladendir. Dost burcu Boğa, düşman burcu İkizlerdir. Tabiatı itibariyle düşmanı dört unsurdan biri olan Ateş tir.
    Aşağıdaki Cetvelde oniki burcun gezegeni, tabiatı, yıldızı, madeni, buhuru, cinsiyeti, sanatı, tuluu, gündüzü ve gecesi gösterilmiştir.

  8. #18
    Hayallerin Ötesinde
    Üyelik tarihi
    08.Ocak.2010
    Mesajlar
    2,473
    Konular
    155
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    BURÇLARIN VASIFLARI

    Koç, Aslan ve Yay burçlarının tabiatlar kuru ve sıcaktır. Bu Üç burca müsellesatı nariye denir.

    Boğa, Başak ve Oğlak burçlarının tabiatları kuru ve soğuktur. Bu üç burca müsellesatı türabiye denir.
    İkizler, Terazi ve Kova burçlarının tabiatları nemli ve sıcaktır. Bu üç burca müsellesatı havaiye denir.

    Yengeç, Akrep ve Balık burçlarının tabiatları nemli ve soğuktur. Bu üç burca müsellesatı maiye denir.

    Koç, Yengeç,Terazi ve Oğlak burçlarına, Burucu münkalibe ( Dönen burçlar ) denir.

    Boğa, Aslan, Akrep ve Kova burçlarına, Burucu sabite ( Duran burçlar ) denir.

    İkizler, Başak, Yay ve Balık burçlarınada, Burucu mümtezic ( Birleşik, karışmış ) denir.

    Koç, İkizler, Aslan, Terazi, Yay ve Kova burçları erkek ve gündüz diye itibar olunur.

    Boğa, Yengeç, Başak, Akrep, Oğlak ve Balık burçları dişi ve gece diye itibar olunur.

    Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan ve Başak burç larına Burucu Şimaliye ( Kuzey burçları ) denir.

    Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık burçlarına Burucu Cenubiye ( Güney burçları ) denir.

  9. #19
    ÜYE suskun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30.Ocak.2010
    Mesajlar
    182
    Konular
    0
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    havas ilmini öğrenmek bambaşka bir insan olmak başka bir hayat yaşamak gibi zamanla dahada anlayacağım galiba

  10. #20
    Hayallerin Ötesinde
    Üyelik tarihi
    08.Ocak.2010
    Mesajlar
    2,473
    Konular
    155
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    ilmin ve öğrenmenin sınırı yoktur suskun daha yolun başındasın daha çok emek vermen ve sabırlı olman lazım

Bu Konu için Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •